Franklin çubuğu ile yapılan korumada sivri uçtan çıkan iyonların (sivri uç etkisi) oluşturduğu yakalama deşarjı, korumayı ancak franklin çubuğunun boyuna eşit yarıçapa sahip bir koni hacminde gerçekleştirir.
Yıldırımı çekme özelliği olmayan, sivri çubukların kullanıldığı pasif yakalama uçları yıldırımdan korunma yöntemleri arasında en eski olanıdır. Bu konudaki ilk çalışmalar 1760’lı yıllarda Franklin tarafından yapılmıştır. Franklin, korunacak olan yapının üzerine sivri uçlu bir demir koyup, iletkenlerle de toprağa irtibatlayarak ilk yıldırımdan korunma sistemini kurmuştur.
O dönemlerde konulan çubuğun etkinlik sahası, çubuk boyunu yarıçap kabul eden bir daire olarak kabul edilmiştir. Günümüzde ise koruma çapı, çubuk boyu olarak kabul edilmektedir. Korunacak alanın, tepe açısı 45 derece olan bir koni içinde bulunması gerekmektedir. Daha emniyetli bir koruma elde etmek maksadıyla tepe açısının 45 derece yerine 30 derece alınması yararlıdır.
1760 yılında Benjamin Franklin tarafından denenmiş olan yakalama ucu ile geniş yüzeyli bir binanın korunmasında çok uzun çubuklar dikmek mümkün olmadığından montajları pratik olarak uygulanabilir değildir. Dolayısıyla bu metotla günümüzde özellikle minarelerde, fabrika bacalarında, kulelerde, küçük boyutlu binalarda çok iyi bir topraklama yapmak şartı ile kullanılmaktadır.
Franklin çubuğu kullanılarak yapılan bu koruma daha sonraları 1884’lerde Melsens tarafından daha da geliştirilerek günümüzde sıklıkla kullanılan Faraday kafesi oluşturulmuştur. Melsens tarafından daha da geliştirilerek günümüzde sıklıkla kullanılan Faraday kafesi oluşturulmuştur.